Bugünün Tarihi:
 
Sık Kullanılanlara Ekle

 LİTERATÜR 023:

< ANASAYFA      

 

  

Kadınlarda Başta Vücut Kitle İndeksi Olmak Üzere Horlama ile İlişkili Risk Faktörleri

  

Horlama uykuda solunum bozukluklarının bir göstergesi olarak kabul edilmektedir ve erkeklerde daha sık rastlanmaktadır. Haftada 5 geceden fazla olan horlama habitüel horlama olarak tanımlanmaktadır. Horlamanın risk faktörleri arasında başta vücut kitle indeksi (Body Mass Index - BMI) olmak üzere bir çok faktör suçlanmaktadır.Kadınlarda horlamanın sıklığı ve horlamanın risk faktörlerini araştırmak üzere Malin Svensson ve arkadaşları İsveç Uppsala’da randomize olarak seçilen 20 yaş üzeri 6817 bayanda posta yolu ile anketler göndererek epidemiyolojik, populasyon bazlı bir çalışma yapmış ve Chest dergisinde yayınlamışlardır. (Chest 2006: 129:933-941)

Bildirilen total horlama prevelansı %7.6 idi. Horlama prevelansı belirgin olarak yaşla ilişkiliydi ve 50-59 yaşları arasında zirve yapmaktaydı. Bildirilen horlama VKİ, boyun çevresi ve sigara içimi (≥10 sigara/gün) ile ilişkiliydi. Farklı risk faktörlerinin etkisi farklı VKİ gruplarında incelendiği zaman, sonuçlar farklı gruplarda farklılık göstermekteydi. Horlama sıklığı üzerine alkol bağımlılığının etkisi sadece VKİ<20kg/m2 olan kadınlarda belirgin iken, bu bayan grubunda fizik aktivite düşüklüğü ise habitual horlama ile VKİ>30 kg/m2 olduğu zaman ilişkili çıkmaktadır.

 

GİRİŞ

Horlama uykuda solunum bozukluklarının bir göstergesi olarak kabul edilmektedir şöyle ki havayollarındaki obstrüktif olaylar ile horlamanın (orofarinks-farinks dokularındaki titreşim) patofizyolojisi benzerdir. Habitüel horlama kadınlarda ve erkeklerde uyku apnesinin en iyi tahmini göstergesidir ve OSAS gelişimi için bir risk faktörü kabul edilmektedir. Dahası horlama güniçi performans ve iyilik halini de etkilemektedir. Horlama hipertansiyon, inme, kalp krizi gelişimi için bağımsız bir risk faktörüdür. Uykuda solunum bozukluklarının sağlık ile ilgili sonuçları birçok makalede yayınlanmıştır.

Horlama ile ilişkili risk faktörleri daha önce epidemiyolojik çalışmalarda irdelenmiştir. Horlama ile obezite arasındaki ilişki net olarak bildirilmiştir. Sigara veya alkol kullanımı gibi horlama ile ilişkili diğer risk faktörleri kesinleştirilememiştir. Farklı VKİ grupları için risk faktörlerinin ayrı olarak değerlendirildiği bir çalışma yayınlanmamıştır. Bu çalışmanın amacı çok sayıda bayandan oluşan büyük bir grupta farklı VKİ değerlerinde horlama ile ilişkili risk faktörlerinin incelenmesidir.

  

Materyal ve Metod:

 

Popülasyon: Bu çalışma için (Kadınlarda Uyku ve Sağlık) İsveç’te Uppsala Belediyesi’ne kayıtlı ≥20yaş 10.000 bayan randomize olarak seçildi. Çalışmaya katılan bütün bayanlara Nisan 2000’de posta ile bir anket gönderildi. 1 hafta sonra hatırlatma amacı ile bir anket daha gönderildi, cevap vermeyenlere sonrasında 2 anket daha gönderildi. Bütün hastalardan imzalanmış bilgilendirilmiş olur formu alındı. Bu çalışma Uppsala Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Etik Komitesi tarafından onaylandı.

Anket: Anket, horlama ve horlamanın risk faktörleri olabilecek 109 soru içeriyordu. Bayanlara boy, kilo soruldu ve VKİ hesaplandı. Çok değişkenli analize göre VKİ (kg/m2)  <20: zayıf; 20-25: normal; 25-30: fazla kilolu; >30: obez  şeklinde sınıflandırıldı. Boyun çevresi, bel çevresinin kendileri tarafından anket ile zarfın içerisinde gönderilmiş olan ölçüm aleti ile daha önceden belirlenmiş olan kurallar çerçevesinde ölçülmesi istendi. 400 bayan daha sonra çağırılıp tekrar değerlendirildi ve boy, kilo, boyun çevresi, bel çevresi ölçüldü. Bayanların kendi ölçüp bildirdiği değerler ile çalışma sırasında ölçülen değerler birbirine benzer bulundu (r=0.86, p<0.0001). Bayanların kendi ölçtüğü değerler ile gerçek değerler de birbirine benzer (boyun çevresi r=0.86 ve p<0.0001; bel çevresi r=0.80 ve p<0.0001) bulundu. Horlama alışkanlığı; “sık” / ”çok sık” sesli ve rahatsız edici horlama varsa habitual horlama, “hiçbir zaman” / ”nadir” / ”bazen”   yüksek sesli ve rahatsız edici horlama varsa nonhabitual horlama kabul edilerek sınıflandırıldı. Anketlere katılan bayanlara yatak odalarını biri ile paylaşıp paylaşmadıkları soruldu.

Sigara içme alışkanlığına göre; hiç sigara içmemiş, daha önce sigara içip bırakmış (son 6 ayda sigara içmemiş), sigara içicisi <10 sigara/gün, sigara içicisi ≥10 sigara/gün şeklinde 4 grupta sınıflandırıldı.

Fiziksel aktivite ise normal-yüksek aktiviteye sahip olanlar veya düşük fiziksel aktiviteye sahip olanlar şeklinde sınıflandırıldı.

Bayanların alkol bağımlılığı ve medikasyon kullanıp kullanmadığı değerlendirildi.

Anket menapoz ve hormonal durum ile ilgili 15 soru da içeriyordu. Kontraseptif metod, hamilelik durumu, emzirme durumu ile ilgili bilgiler kayıt edildi. Menapozal durum; ≤46yaş premenapozal, ≥53yaş postmenapozal, 47yaş-52yaş arası belirsiz menapozal durum olarak kabul edilerek sınıflandırıldı.

  

Bulgular:

10.000 anketten 158’i yanlış adres nedeni ile açılmadan geri gönderildi. Cevaplanma oranı %71.6 idi (analiz edilmesi için cevaplanmış 7051 anket). Son çalışma popülasyonu, horlama sorularını yanıtlayan 6817 bayan (%96.7) idi.10 yıllık periyotlar halinde değerlendirildiğinde 20y-69y yaş grupları arasında cevaplanma oranları arasında istatiksel farklılık saptanmamasına rağmen yüksek yaşlarda cevaplanma oranı daha düşük idi. <70y her yaş grubu için çalışmanın gerçekleştirildiği coğrafik alandaki total bayan popülasyonu bu çalışmaya katıldı (%9.2-%10.0). 70y-79y, >80y katılım oranları %7.8, %4.4 idi.

 

Horlama ile ilişkili risk faktörleri: Bütün grupta, bildirilen habitüel horlama prevelansı %7.6 idi. Horlayanlar horlamayanlar ile karşılaştırıldığında daha yaşlı, ortalama VKİ daha yüksek ve bel/boyun çevreleri daha yüksek bulundu. Habitüel horlayan bayanlar horlamayanlar ile karşılaştırıldığında sigara içme oranı daha yüksek, fiziksel aktivite oranları daha düşük bulundu. Alkol bağımlılığının prevelansı konusunda anlamlı farklılık saptanmadı fakat horlayan grupta daha çok sayıda kadın düzenli olarak benzodiazepin kullandıklarını belirttiler.

Yaş: Anketi cevaplayanların ortalama yaşı 44.8+/-17.5 idi. Analizlerde bayanlar 10 yaş aralar ile kategorize edildi. Bayanların bildirdiği habitüel horlama yaşla ilişkili bulundu. 20-29 grubunda prevelans %2.5 iken 50-59 grubunda %14, daha yüksek yaşlarda prevelans düşme eğiliminde idi.

Antropometrik Değişkenler: Bel ve boyun çevreleri habitüel horlama prevelansı ile ilişkili bulundu. Bildirilen habitüel horlama prevelansı ile VKİ arasında güçlü bir ilişki bulundu.

Çok değişkenli analiz: Hem yaş hem de antropometrik değerler habitüel horlama riskini etkilediği için diğer risk faktörlerini değerlendirmek için çok değişkenli analiz yapıldı. Risk faktörlerinin VKİ ile değişip değişmediğini incelemek için her VKi kategorisi için çoklu lojistik regresyon analizi yapıldı. Horlama üzerinde boyun çevresinin ve fiziksel aktivitenin etkisi VKİ ile artmakta idi. Boyun çevresi horlama ile anlamlı olarak VKİ>25kg/m2, fiziksel inaktivite habitüel horlama ile anlamlı olarak VKİ>30kg/m2 olan bayanlarda ilişkili bulundu. Bunun tersi olarak alkol bağımlılığının habitüel horlama üzerindeki etkisi VKİ arttıkça azalmaktadır ve sadece anlamlı olarak zayıf bayanlarda ilişkili bulundu (VKİ<20kg/m2). Normal kilolu bayanlarda horlama ile sigara içimi arasında doz bağımlı bir ilişki bulundu ki diğer VKİ kategorilerinde böyle anlamlı bir ilişki bulunamadı. Habitüel horlama prevelansının 55 yaşa kadar artıyor olması ve daha yüksek yaşlarda düşmesi sebebi ile çalışmaya katılan gruplar <55y ve ≥55y şeklinde de analiz edildi. Lojistik regresyon modeline göre hem yaşlı hem de genç grupta artmış boyun çevresi, obezite, sigara kullanımı (≥10 sigara/gün) habitüel horalama ile bağımsız olarak ilişkili bulundu. Genç yaş grubunda fazla kilolu olmak habitüel horlama ile ilişkili bulundu.

Menapozal durum ve hormon replasman tedavisi: Lojistik regresyon analizi uygulandığında  daha önce bahsedilen yaşa bağlı sınıflandırmaya göre menapozal durum ile habitüel horlama prevelansı arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı. Postmenapozal durumda östrojen kullanımı bile bu sonucu etkilememektedir. Menapozal grupların yanlış sınıflandırılmasından dolayı oluşabilecek hataları dışlamak için aynı lojistik regresyon analizi daha önce bahsedilen menapozal durum için katı kriterler uygulanarak postmenapozal ve premenapozal bayanlara uygulandı fakat sonuç değişmedi.

Tartışma:

Bu çalışmanın ana bulgusu, randomize olarak seçilen bayanlarda bildirilen habitual horlama prevelansı güçlü olarak yaşla ilişkilidir ve 50-59 yaşları arasında zirve yapar. Prevelans yine VKİ arttıkça artmaktadır. Sigara kullanımı, alkol kullanımı, fiziksel aktivite gibi diğer risk faktörlerinin rölatif bağımsız odds oranları farklı VKİ kategorilerinde farklılık göstermektedir. Bu çalışmada, bildirilen habitual horlama prevelansı 50-59 yaşları arasında zirve yapmaktadır. Daha önce erkeklerde yapılan benzer bir çalışmada (habitual horlamanın tanımı benzer) yine bildirilen horlama prevelansının yaşla ilişkisi bu çalışmadaki ile benzer bulunmuş. Daha önce yapılmış epidemiyolojik bir çalışmada, orta yaşlı bayanlarda habituel horlama prevelansı 55-59 yaşları arasına kadar artarken (daha ileri yaştaki bayanlar araştırılmamış), başka bir çalışmada ise habitüel horlama prevelansı 60-64 yaşları arasında zirve yaptığı saptanmış. Başka bir prospektif çalışmada ≥65 yaşın bildirilen horlama remisyonu ile ilişkili olduğu bulunmuş.

Daha önce yapılmış çalışmalar ile uyumlu olarak VKİ arttıkça habitüel horlama prevelansı artmaktadır. Bu çalışmaya göre VKİ, horlamanın risk faktörü olarak farklı yaş gruplarına göre değişmektedir şöyle ki genç yaşlarda, fazla kilolu ve obez bayanlar artmış horlama ile ilişkili iken, daha yaşlı bayanlarda ise sadece obezite artmış horlama riski ile ilişkilidir.

Çeşitli çalışmalar boyun çevresi ile horlama arasında pozitif bir ilişki saptamışlardır. Antropometrik değişkenlerde daha önceki bir çalışmada cinsiyet ile ilişki bulunmuş; 250 kişiye PSG yapılmış, bayanlarda boyun çevresi bel çevresine göre AHİ daha yakın ilişkili bulunurken erkeklerde tersi bulunmuş. Farklı VKİ kategorilerinde böyle bir ilişki daha önce incelenmemiş. Bizim bulgularımıza göre bayanlarda da benzer ilişki saptanmış, fazla kilolu bayanlarda (VKİ>25kg/m2) anlamlı olarak ilişkili olduğu bulunmuş. Bu da kadınlarda artmış boyun çevresinin artan santral obeziteyi bel çevresine göre daha iyi yansıttığı sonucuna bağlanabilir.

Bu çalışmada sigara içimi ile habitüel horlama arasında doz bağımlı ilişki sadece normal kilolu bayanlarda bulunmuş. Horlama ile sigara içimi arasındaki ilişki daha önce yayınlanmıştır ve dozla ilişkisi saptanmıştır. Sigaranın burun ve farinks mukozası üzerindeki irritan etkileri ödemle sonuçlanabilir ve ödem üst hava yollarında darlığa yol açabilir. Dahası nikotinin üst hava yolları üzerindeki pozitif etkisi hayvanlarda gösterilmiş, yine OSAS’lı 8 hastada nikotin uygulamasından 2 saat sonra apne sayısının azaldığı gözlemlenmiştir. Bu da gece boyunca nikotin yokluğunun üst hava yollarının rezistansını arttığını desteklemektedir.

Bu çalışmaya göre sadece zayıf bayanlarda alkol bağımlılığı habitüel horlama ile bağımsız ilişkili bulunmuş. Daha önce yapılmış ve alkol ile horlama/uykuda solunum bozukluklarını inceleyen epidemiyolojik çalışmaların bazıları pozitif ilişki bulurken bazıları da herhengi bir ilişki bulamamış. Deneysel çalışmalarda alkol alımının üst hava yollarındaki tıkayıcı epizodların hem süresini uzattığı hem de sıklığını arttırdığı bulunmuş. Otörler bunu orofaringeal kas hipotonisi ve baskılanmış arausal mekanizmasına bağlamaktadırlar. Şu ana kadar bilinen alkol ile horlama arasındaki ilişkiyi farklı VKİ kategorilerinde değerlendiren bir çalışma yoktur. Fakat daha önce farklı VKİ kategorilerine göre sigara ile ilgili yapılmış bir çalışmada sigara içiminin horlama prevelansı üzerindeki etkisi obez olmayan kişilerde obez olan kişilere göre daha güçlü olduğu bulunmuş. Bu bilgilerden şu fikir çıkarılabilir; daha önce bahsedilen mekanizmalar zayıf/normal kilolu bayanlar için daha önemlidir. Çünkü kilolu bayanlar ile karşılaştırıldığında normal/zayıf bayanların horlamaya neden olacak yağ depoları şeklinde üst solunum yollarında anatomik anormallikleri olma ihtimali daha düşüktür.

Sedatif kullanımı habitüel horlama için risk faktörü olarak gösterilmektedir. Bu çalışmanın sonucunda horlayanlar ile horlamayanlar arasında benzodiazepin kullanımı konusunda anlamlı farklılık saptanmıştır. Fakat diğer risk faktörleri ile beraber değerlendirildiğinde habitüel horlamanın prevelansını önemli derecede etkilememektedir. Anketi cevaplayanlardan benzodiazepin kullanan bayan sayısı düşük olduğu için bu konuda bir sonuca varmak zordur. Bu popülasyonda obez bayanlarda düşük fiziksel aktivite yüksek habitüel horlama riski ile ilişkili bulunmuş. Erkekler üzerinde yapılan bir çalışmada yaş ve obeziteden bağımsız olarak düşük fiziksel aktivite yüksek habitüel horlama prevelansı ile ilişkili bulunmuş. Nazal obstrüksyon ile uykuda solunum bozukluğu arasındaki ilişki daha önce yayınlanmıştır ve fiziksel aktivite sempatik stimülasyon ile nazal konjesyonu azaltmaktadır. Bu ilişkinin klinik sonuçları tam olarak açıklanamamıştır. Düşük fiziksel aktivite horlama ile ilişkili bir risk faktörü müdür veya gündüz uykululuğu/yorgunluğunun bir sonucu mudur?

Bu çalışmada menapozal durum/hormon replasman tedavisi ile habitüel horlama arasında bir ilişki saptanmamıştır. Daha önce yapılan popülasyon bazlı bir araştırmada (PSG kullanılmış) menapozdan sonra obstüktif uyku apnelerde artış olduğu bulunmuş. Buna benzer başka bir çalışmada hormon replasman tedavisi almayan bayanlarda postmenapozal dönemde horlamanın arttığı, hormon replasman tedavisi almayanlarda ise değişmediği ve semptomatik OSAS prevelansının menapozal durumla ilişkili olmadığı bulunmuş. Bildirilen horlama ile ölçülen apne değerlerindeki uygunsuzluk, genç bayanlara göre yaşlı bayanlarda horlamanın uyku apnesini gösterme sensitivitesinin düşük olması ile açıklanabilir. Bu çalışmanın önemli özelliğinden biri genel popülasyondan randomize seçilen çok sayıda bayan içermesi ve yaş dağılımının eşit olmasıdır.

Bu çalışmanın bazı kısıtlamalarından biri bütün ankete dayalı çalışmalarda olduğu gibi anketi cevaplayanların genel popülasyondan daha sağlıklı olabilme ihtimalidir. Bilgiler hastalar tarafından verildiğinden bu bilgilerin geçerliliği tartışmalıdır. Horlamayı değerlendirmek için sorulan soruların geçerliliği analiz edilirken bildirilen horlama ile bir gece ölçülen horlama karşılaştırırken genç ve yaşlılar arasında anlamlı farklılık saptanmadı. Bu ankette horlama ile ilgili sorularda “bilmiyorum” yanıtı yoktu. Bu nedenle bilmeyen hastalar hiçbirzaman/nadiren sorularını işaretlemiş olabilirler. Dahası 2240 (%32.9) bayan yatak odalarını biri ile paylaşmadıkları için bildirilen horlama prevelansı normalden daha az çıkabilme ihtimali mevcut idi. Fakat habitüel horlama prevelans (%7.5-%7.8 p=0.085) ve ortalama VKİ (23.2kg/m2 – 24.2kg/m2 p=0.22) konusunda yatak odasını paylaşan ve paylaşmayan bayanlar arasında istatiksel farklılık saptanmadı.

VKİ<20kg/m2 ve 20-25kg/m2 kategorisinde habitüel horlama bildiren bayan sayısı düşük idi. Bu nedenle farklı VKİ kategorilerindeki farklılıkları incelerken dikkatli olunması gerekir. Fakat VKİ  arttıkça düşük fiziksel aktivite artmakta ve alkol bağımlılığının etkisi azalmakta idi. Bu da farklı VKİ kategorilerinde habitüel horlama için farklı risk faktörlerinin rölatif önemini göstermektedir. Bu çalışmanın devamı olarak uyku apnesi için aynı şekilde risk faktörleri yaş ve VKİ kategorilerine göre değişip değişmediği arştırılmaya devam ediliyor.

 

Sonuç olarak: Bayanlarda horlama prevelansı yaşla ve VKİ ile yakından ilişkilidir. Diğer risk faktörlerinin önemi farklı VKİ gruplarında değişmektedir; şöyle ki alkol bağımlığı sadece zayıf bayanlarda horlama ile ilişkili iken, fiziksel aktivite düşüklüğü VKİ yüksek bayanlarda horlama ile ilişkili saptandı.

  

Çeviri: Dr. Dilber Yılmaz

Moderatör: Prof. Dr. Mehmet Karadağ

Tarih: 12.10.06

   

 

Copyright: UykuBozuklugu.com 2005-2006 Tasarım: Dr.Rıza Eröksüz İçerik&Düzenleme: Prof.Dr.Mehmet Karadağ