GÜNCEL KONULAR
  ANA SAYFA  

  Literatür 23 Kadınlarda Başta Vücut Kitle İndeksi Olmak Üzere Horlama ile İlişkili Risk Faktörleri

   Literatür 22  KONJESTİF KALP YETMEZLİĞİNDE UYKU APNESİNİN DENTAL ARAÇLA TEDAVİSİ YAŞAM KALİTESİNE VE BRAİN NATRİÜRETİK PEPTİDE ETKİSİ

    Literatür 21  HORMONLAR VE SOLUNUM

   Literatür 20 - Huzursuz Bacak Sendromunun (RLS) Sıklığı

   Literatür 19 - UYKU APNE VE TIP II DİYABET İLİŞKİSİ

   Literatür 18 - DİYABET GELİŞİMİNDE UYKU SÜRESİNİN ETKİSİ

   Literatür 17 - UYKUDA DİŞ GICIRDATMA TEDAVİSİNDE KLONOZEPAMIN ETKİSİ

   Literatür 16 -  APNE’DE KREATİN FOSFOKİNAZ YÜKSEKLİKLER        

   Literatür 15 - Obstruktif Uyku Apne Sendromu'nda Tedaviden Tanıya Gidilir mi?

   Literatür 14 - UYKU POZİSYONUNUN SOLUNUM DURMASI İLE İLİŞKİSİ

   Literatür 13 - HİPERTANSİYON İLAÇLARININ UYKU ÜZERİNE ETKİSİ

   Literatür 12- FELÇ (STROKE) VE UYKUDA SOLUNUM BOZUKLUKLARI (USB) İLİŞKİSİ

    Literatür 11- GECE ÇALIŞANLARDA UYKU SORUNU

    Literatür 10 - METABOLİK SENDROM

     Literatür 9 :MORBİD OBEZİTEDE OBSTRÜKTİF APNE SENDROMU

   

GÜNCEL BİR KONU

  

KONJESTİF KALP YETMEZLİĞİNDE UYKU APNESİNİN DENTAL ARAÇLA TEDAVİSİ

YAŞAM KALİTESİNE VE BRAİN NATRİÜRETİK PEPTİDE ETKİSİ

            

       Koroner kalp hastalığı (KKY) olan sleep apneli hastalar tedavisiz bırakılırsa bu ölüm riskini artırmaktadır. Yükselmiş plazma Brain Natriüretik Peptit (BNP) düzeyleri, KKY ‘nde mortalite ve morbiditenin güçlü bir göstergesidir.Özellikle sol ventriküler sistolik disfonksiyon nedenli konjestif kalp yetmezliği olgularında plasma BNP düzeyleri yüksek seyretmektedir. BNP sekresyonu için stimulus kardiak myositteki gerilmedir ve regülasyonu, gen ekspresyonu ile olmaktadır. 

Uyku apnesinin CPAP veya üst solunum yolu cerrahisi ile düzeltilmesi, bu grup hastalarda ölüm, akut koroner sendrom ve kardiak nedenli hospitalizasyonu azaltmaktadır. Uyku apnesinin BNP sekresyonunu arttırdığı gösterilmiştir. Nokturnal BNP sekresyonu, apne epizodlarında, kan basıncındaki yükselmeyle ilişkili olarak artar ve CPAP tedavisiyle düşer. Sleep apnede görülen hipoksemi, mikroarousal ve negatif intratorasik basınçtaki artışın, CPAP tedavisi ile düzelmesiyle oluşan kardiak gerilimdeki azalma, CPAP’ın BNP düzeyine etkisinin olası mekanizmasıdır. Uyku apnesinin tedavisi, kalp yetmezliği semptomlarının azalmasına ve kardiak fonksiyonlara bu nedenle olumlu etkide bulunur.

            İsveç'in Malmö Üniversitesinden Mahmoud Eskafi ve arkadaşları CPAP tedavisine alternatif olabilecek bir yötem olarak, hafif-orta şiddette konjestif kalp yetmezlikli hastalarda  sleep apnenin, mandibula ilerletici araçla (MAD)  tedavisinin; plazma BNP, sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu ve yaşam kalitesi üzerine etkisini araştırmış ve yayınlamışlardır. Sleep Breath (2006) 10: 90–97

                Mandibula İlerletici Araç (MAD,Mandibular Advancement  Device)

 

                            

                                          DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

 

GÜNCEL BİR KONU

 

Huzursuz Bacak Sendromunun (RLS) Sıklığı

Huzursuz Bacak Sendromu (Restless Legs Syndrome - RLS), bacaklarda ürperme, sürünme veya sızlama şeklinde geceleri ortaya çıkan ve uykuya dalmak üzere yatıldığında hareket etmeye sevk edici uyarılar şeklinde hissedilen bir durumdur. Huzursuz bacak sendromu sık ve sıkıntı verici bir durumdur. RLS'nin prevelansı %10 kadardır ve prevelans yaş ile artmaktadır. Kadınlarla, anemi ve renal yetmezlik gibi kronik durumları olan bireylerde artmış risk mevcuttur. RLS'nin patofizyolojisi tam olarak anlaşılamamıştır fakat muhtemelen dopamin ve demir metabolizmasındaki düzensizliklerden kaynaklanmaktadır ve genetik bileşeni vardır. RLS tanısı kliniğe dayalıdır ve bacakları hareket ettirmeye yönelik rahatsız bir zorunluluk hissi, hareketsizlikle kötüleşme ve hareketle geçme eğiliminde olup, geceleri kötüleşme şeklindedir.  RLS'li bireylerin çoğunluğu tedavi için hekime müracaat etmiyor veya tedavi almıyor gibi görünmektedir. RLS sık görülen bir uyku bozukluğu olduğundan uyku tıbbı ile ilgili göğüs hastalıkları uzmanları muhtemelen bu durumla sık karşılaşmaktadırlar.

Amerika Ulusal Uyku Vakfı’nın (NSF - National Sleep Foundation) yıllık verilerini düzenleyen Barbara Phillips ve arkadaşları, ABD'deki yetişkinlerin bir örneğini temsil edecek şekilde 1506 yetişkinle yıllık telefon görüşmeleri ile elde ettikleri Huzursuz Bacak Sendromu (RLS) sıklığı ve ilişkili olduğu durumların verilerini araştırarak Chest (Chest. 2006;129:76-80) dergisinde yayınlamışlardır.

                                                                                               DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ. 

 

GÜNCEL BİR KONU

  

HORMONLAR ve SOLUNUM

 Hormonlar, hücrelerin ve organların birbirleri ile haberleşmesini, koordine çalışmasını sağlarken, iç ortamın korunmasını, enerji üretimini, depolanmasını ve kullanımını, dış ve iç ştreslere uygun yanıtlar vermesini, büyümeyi ve üremeyi konrtrol eder. 1985’lere kadar endokrinoloji textbook’larında: “solunum endokrin kontrol altında değildir” ifadesi yer almaktaydı, oysa bugün ,solunumun kontrolünün : hem volanter (korteks) , hem de involanter (emosyonel,metabolik,nöral,endokrin)     kontrol mekanizmaları tarafından kontrol  edilmekte olduğu biliniyor.

Endokrin ve sinir sistemi kompleks bir etkileşime sahiptir.Sinir sistemi lokal veya sistemik dolaşım yolu ile etki gösteren biyokimyasal ajanları üretir ve salar. Dolaşımdaki hormonlar otokrin ( üretildiği hücrelerde) veya parakrin  ( bitişik –komşu hücrelerde ) etkiler gösterebilir. Bir hormonun etkisi, farklı dokularda veya aynı dokuda farklı zamanlarda  değişiklik gösterebilir. Diğer hormonal veya nonhormonal regülatörlerin varlığında bir hormonun etkisi güçlenebilir veya engelenebilir.

Finlandiya’da Turku Üniversitesi Göğüs Hastalıkları bölümünden Tarja Saaresranta ve Olli Polo bu konuda bir derleme hazırlayarak Chest dergisinde yayınladılar (Chest. 2002;122:2165-2182) Şu sonuca vardılar; Bir vital fonksiyon olarak solunum: Spesifik hormonlarla düzenlenmemekle birlikte geniş bir seri hormon tarafından etkilenir.

                                                                                             DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ. 

GÜNCEL BİR KONU

 

UYKUDA DİŞ GICIRDATMA TEDAVİSİNDE KLONOZEPAMIN ETKİSİ

           Bruksizm uyku boyunca dişleri sıkma ve gıcırdatma şeklinde kendini gösteren, biyolojik ve psikososyal etkilerle ortaya çıkan ve tedavisinde davranışsal, ortodontik ve farmakolojik metodlara başvurulan bir uyku bozukluğudur. Uluslararası Uyku Bozuklukları Sınıflandırmasına (ICSD)  göre uykuda bruksizm bir parasomniadır. Bruksizm sonucu; dişlerde hasar, çene ağrısı ve hareket kısıtlılığı, nadiren başağrısı ve çok da nadir olmamakla birlikte yatak partnerinde diş gıcırdatma sesine bağlı uyku bozukluğuna neden olur.

Tedavide, psikolojik, somatik ve farmakolojik stratejiler denenmektedir. Avusturyada Viyana Üniversitesi Tıp Fakültesinden Alexander Saletu ve arkadaşları plasebo kontrollü uyku çalışmasında klonozepamın uykuda bruksizm üzerine etkisi, subjektif ve objektif uyku kaliteleri üzerindeki etkisi ve diş gıcırdatanların uyanıklık kalitesini araştırmışlardır.  Çalışma  sonuçları  Neuropsychobiology 2005;51:214-225’de yayınlandı.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ..

GÜNCEL BİR KONU

APNELİ HASTALARDA

KREATİN FOSFOKİNAZ YÜKSEKLİKLERİ

 Kan tetkiklerinde, normalde hücre içinde bulunan enzimlerin yüksek bulunması, vücuttaki bazı hücrelerin tahrip olarak bu enzimlerin kana karıştığını düşündürmektedir. Acil servislerde hücre yıkımının göstergesi olarak en sık düzeyi ölçülen enzimlerden birisi de CK (Kreatin Fosfokinaz)dır. CK kalp kası, iskelet kası ve beyin dokusunda izole edilen enzim transfer edici bir enzimdir. CK yüksekliği tespit edilen hastalarda geçirilmiş bir kalp hastalığı ya da nöromüsküler bir hastalık düşünülür. Ancak bir grup hastada CK yüksek bulunmasına rağmen bu hastalıklar saptanamamaktadır. Geçici olarak CK yüksekliği ağır egzersizlerde ve yüksek irtifaya bağlı oksijen eksikliğinde de görülebilmektedir. Ancak hastaların hala %10’unda sebebi bilinmeyen enzim yüksekliği görülmektedir.

Almanya’da Bonn Üniversitesinde Silvia Lentini ve arkadaşları tarafından, Dahiliye ve Klinik Biyokimya bölümlerinin birlikte yürüttüğü, 2003 Ocak ve 2004 Kasım ayları arasında yapılan prospektif cross-sectional bir çalışmadada; CK konsantrasyon yüksekliği ve OSAS arasındaki ilişkiyi saptamak için şüpheli uykuda solunum bozukluğu (USB) olan hastalar, CPAP tedavisi öncesi ve sonrası CK seviyeleri ile değerlendirilmiş ve sonuçları CHEST dergisinde  (Ocak 2006;129:88-94) yayınlanmıştır.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ..

 

GÜNCEL BİR KONU

Obstruktif Uyku Apne Sendromu'nda Tedaviden Tanıya Gidilir mi?

          Uykuda solunum bozukluklarının tanısında altın standart olarak kabul edilen uyku tetkiki yani Polisomnografi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de laboratuarların artmış iş yükü nedeniyle uzun randevu süreleri sonunda yapılabilmektedir. Standartlara uygun uyku laboratuarlarında uykuda solunum bozukluğu öntanılı bir hastanın tetkiki için aylarca sıra beklemek gerekmektedir. Bu süreler tanıda ve tedavide gecikmelere neden olmaktadır.

Tanıda alternatif yöntem arayışları sürerken İsviçrede, Zürih Üniversitesinden Oliver Senn ve arkadaşları tedaviden tanıya gidiş yöntemi konusunda ilginç bir çalışma yapmış ve Chest dergisinde (Chest. 2006;129:67-75.) yayınlamışlardır.

 

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ..

 

GÜNCEL BİR KONU

 

GECE ÇALIŞANLARDA UYKU SORUNU

Sağlıklı yaşam koşulları gündüz aktif yaşamayı ve gece uyuyarak vücudun dinlenme ve restorasyon işlemlerinin yapılmasını gerektirse de, gece aktif olarak çalışmayı gerektiren birçok alan vardır. Özellikle sağlık, güvenlik, ulaşım ve sanayi sektöründe çalışanlar arasında gece de uyanık, dikkatli ve verimli çalışmak zorunda olan çok sayıda insan vardır. Bu amaca yönelik olarak vardiyalı çalışanlarda görülen uyku bozukluklarının tedavisinde ve yorgunlukla başa çıkmak için daha önce metilfenidat, D-amfetamin, pemolin ve kafein gibi ajanların kullanımı test edilmiş fakat net bir sonuç elde edilememiştir.

California’da Loma Linda Üniversitesinden Michelle Gill ve arkadaşları uyku bozukluklarının tedavisinde uygun bulunmuş bir ilaç olan modafilinin, gece nöbetlerinden sonra acil servis hekimlerinde gece nöbeti sonrası kognitif fonksiyonları arttırıp attırmadığının gösterilmesi ve katılımcılarda semptomların belirlenmesi ve modafinilin etkilerinin kişisel değerlendirmesinin yapılması amaçlayan bir çalışma yapmış ve bu çalışmayı (Acad Emerg Med Volume 13, Number 2 158-165) yayınlamışlardır.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ..

 

GÜNCEL BİR KONU

 

FELÇ (STROKE) VE UYKUDA SOLUNUM BOZUKLUKLARI (USB) İLİŞKİSİ

 

Felç yada inme olarak da adlandırılan stroke akut nörolojik bir olaydır. Vasküler kaynaklı ve travmaya bağlı olmayan santral sinir sistemi zedelenmesidir. Sıklıkla nörolojik fonksiyonların global değil, fokal olarak bozulmasıyla karakterizedir. İnme ya 24 saatten uzun sürer veya 24 saat içinde ölüme yol açar.  Oluşan serebral fonksiyon bozukluğunun 24 saat içinde düzelmesine ise Transiyel iskemik atak denir ki buda gelecek bir  stroke’un habercisidir.

Uykuda Solunum Bozukluklarının (USB’nin)  stroke için bir risk faktörü olduğunu destekleyen kanıtlar artmaktadır. Örnek olarak, 2 geniş prospektif epidemiyolojik çalışmada, horlama hikayesi, artmış stroke riski ile ilişkilendirilmiştir. Son yayınlarda otörler, USB ve stroke arasındaki neden sonuç ilişkisini saptamak için prospektif çalışmaların gerekli olduğu konusunda uzlaşmıştır.

Toronto üniversitesi uyku araştırmaları laboratuarı ve Wisconsin üniversitesi halk sağlığı departmanının ortaklaşa yapmış olduğu, 2005 ATS kongresinde sunulmuş olan Michael Arzt ve arkadaşlarının Wisconsin  Sleep Cohort Study adlı çalışması 1988’de 30 ila 60 yaşları arasındaki kamu çalışanlarını bir araya getiren tabakalı random örneğidir. ( American Journal of Respiratory and Critical Care Medicine; Dec 1,2005)

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ..

 

GÜNCEL BİR KONU

 

UYKU POZİSYONUNUN SOLUNUM DURMASI İLE İLİŞKİSİ

Horlama yakınması olanların birçoğu, sırtüstü yattığında horladığını, yan döndüğünde ise horlamasının kesildiğini ifade etmektedir. Bu gerçekten de doğru bir gözlemdir. Uykuda solunum durması olan (Obstrüktif Sleep Apne Sendromu - OSAS) hastalarda da uyku süresince vücut pozisyonu apne ve hipopne sıklığını etkilemektedir. Her zaman olmamakla birlikte bu vakaların çoğunda apne-hipoapne indeksi (AHİ) sırtüstü pozisyonda artar, yan pozisyonda ise azalır.

New York’da 2 uyku merkezinde bu konuda yapılan bir çalışma chest dergisinde yayınlandı (Chest. 2005;128:2130-2137) VAWNY (Veterans Affairs Western New York Healthcare System Sleep Center) uyku merkezinde 08.01.2001-12.10.2002 arasında ve ASC (Associated Sleep Center) uyku merkezinde 06.03.2003-08.08.2003 arasında uyku tetkiki (PSG)  yapılan vakalar arasından 269 hastaya tanısal amaçlı PSG ve 57 hastaya VAWNY de kombine tanısal PSG ve CPAP titrasyonu yapılmıştır. ASC deki 242 hastaya sadece tanısal PSG yapılmıştır. Her iki merkezdeki hastalardaki demografik veriler kaydedildi. VAWNY de Epworth skalası ve boyun çevresi verileri kaydedildi. Sonuçlar tartışılarak Chest dergisinde yayınlandı.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ..

 

 

GÜNCEL BİR KONU

 

HİPERTANSİYON İLAÇLARININ UYKU ÜZERİNE ETKİSİ

 Uykuda solunum bozuklukları araştırılırken, diğer sağlık sorunlarıyla ilişkileri konusunda her geçen gün yeni bilgilere ulaşılmaktadır. Kalp yetmezliği ve hipertansiyonlu hastalarda Obstrüktif Sleep Apne (OSA) insidansı artmaktadır. Bu hasta grubunun tedavisinde yaygın olarak kullanılan ACE inhibitörlerinin OSA ile ilişkisini düşündüren bir gözlem, bu konuda araştırma yapma fikrini doğurmuş ve Mayo Klinikten  Alessandro Cıcolın ve arkadaşları bir çalışma yapmışlardır.

Mayo Clinic Proceedings’in Ocak 2006 sayısında (Mayo Clin Proc. 2006;81:53-55) yayınlanan makalede ACE inhibitörü kullanan hastalarda öksürük, uykuda solunum bozuklukları ve gündüz aşırı uyku halinin ilaç kesildikten sonra devam edip etmediği araştırılmıştır.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ..

 

      Literatür 8 : HORLAMA VE UYKU APNESİ (UYKUDA NEFES KESİLMESİ) HASTALIĞI

     Literatür 7:KORONER BAKIM ÜNİTELERİNDE UYKUYA BAĞLI   SOLUNUM HASTALIKLARINDA MONİTORİZASYONUN DOĞRULUĞU 

     Literatür 6: ERİŞKİNDE OBSTRÜKTİF UYKU APNE RİSK FAKTÖRLERİ        

    Literatür 5 : UYKU APNE SENDROMU VE TRAFİK KAZALARI   

      Literatür 4: OBSTRÜKTİF SLEEP APNE-HİPOPNE SENDROMLU HASTALARDA KARDİYAK RİTİM BOZUKLUKLARI VE ST SEGMENT  DEPRESYON ATAKLARI VE BUNLARIN  MEKANİZMALARI 

   Literatür 3: OBSTRUKTİF UYKU APNEDE TİP 2 DİABET, GLİSEMİK KONTROL VE CPAP

    Literatür 2: Uyku-Apne Sendromu Kardiyovasküler Sistem İlişkisi 

     Literatür 1 :UYKU APNE SENDROMU

               


 

.