DERS NOTLARI
ANA SAYFA    

   

 

UYKU FİZYOLOJİSİ

Dr. Güldal GÜLEÇ

U.Ü.T.F. Fizyoloji AbD

 

“Eğer uykunun yaşamsal bir fonksiyonu yoksa, evrimleşme sırasında şimdiye kadar oluşan en büyük hatadır.”

                            Rechtschaffen

Uyku davranışsal olarak motor aktivitenin azalması, uyaranlara yanıtın azalması, stereotipik postür ve kolay geridönüşümlü olması ile tanımlanabilir.

Yaşamımızın yaklaşık 1/3’ü uykuda geçer (3000 saat/yıl). Çeşitli memelilerde total günlük uyku süreleri önemli farklılık gösterir.

q     ZÜRAFA              1.9 SAAT

q     FİL                      3.1 SAAT

q     KÖPEKBALIĞI      5.3 SAAT

q     İNSAN                8.0 SAAT

q     KEDİ                    12.5 SAAT

q     SIÇAN                 13.0 SAAT

q     ASLAN                 13.5 SAAT

q     YARASA              19.9 SAAT

Buna göre uyku süresinin vücut büyüklüğü ya da yaşam süresi ile ilişkili olabileceği düşünülebilir.

         Uyku, genel kanının aksine basitçe bir dinlenme değildir. Uyku, aktif, kompleks, organize, farklı nöron gruplarını içeren, amacı tam olarak bilinmeyen, esansiyel bir durumdur. Uykunun esansiyel olduğu, uyku yoksunluğu sonrasında rebound uyku gözlenmesi ve daha da çarpıcı olarak, aşırı uyku yoksunluğu sonucu deney hayvanlarında ölüm gözlenmesi ile kanıtlanmıştır.

         Uykunun organizma için yaşamsal olduğu bilindiği halde, görevlerini tam olarak belirlemek henüz mümkün olmamıştır. Bununla birlikte aşağıdaki işlevlerde önemli olduğu düşünülmektedir:

q     Vücudun yenilenmesi ve büyüme

q     Metabolik enerjinin korunması

q     Entelektüel performansın korunması

q     Nöronal maturasyon (REM uykusu)

q     Öğrenme ve bellek (REM uykusu)

 

Uyku başlıca iki dönemden oluşur: REM uykusu (rapid eye movements-hızlı

göz hareketleri) ve nonREM uykusu (evre 1-4).

REM uykusunun (paradoks uyku) özellikleri şunlardır:

q     EEG’de düşük voltajlı hızlı aktivite gözlenir.

q     Bu evrede görülen rüyalar hatırlanır.

q     90 dakikada bir 5-30 dakikalık süreçler halinde ortaya çıkar.

q     Tüm vücutta kas tonusu azalır.

q     Kalp atımları ve solunum düzensizleşir.

q     Bazı düzensiz kas hareketleri (göz har.) oluşur.

q     Beyin aktivitesi ve metabolizması artar.

NonREM uykusunun özellikleri şunlardır:

q     Nöronal aktivite düşüktür.

q     Beyin sıcaklığı ve metabolik hız düşüktür.

q     Sempatik aktivite azalır, kan basıncı ve kalp hızı azalır, parasempatik aktivite artar.

q     Kas tonusu ve refleksler normaldir.

 

Sekiz saatlik normal bir gece uykusu sırasında elektrofizyolojik olarak saptanan uyku evreleri şekilde görülmektedir:

Gece uykusu boyunca uyku evrelerinin total uyku süresine oranı ve total uyku gereksinimi yaşa göre değişiklik gösterir. Genç erişkin, çocukluk ve yaşlılık dönemlerinde uyku gereksinimleri ve uyku evrelerinin süresindeki değişimler aşağıda gösterilmiştir:

İNSANDA ORTALAMA GÜNLÜK UYKU GEREKSİNİMİ

Yaş              Total uyku         REM %    Evre 4 %

Yenidoğan              13-17                    50               25

2 yaş                    9-13                   30-35            25

10 yaş                            10-11                    25            25-30

16-65 yaş             6-9                      25               25

65 yaş üzeri                   6-8                    20-25           0-10  

GENÇ ERİŞKİNDE UYKU EVRELERİNİN TOTAL UYKUYA ORANI

NonREM                         % 75

         Evre 1          % 5

         Evre 2         % 45

         Evre 3         % 12

         Evre 4         % 13

REM                              % 25

Yenidoğanlarda;

q     90-100 dakikalık nonREM-REM döngüsü 50-60 dakikada bir görülür.

q     Uyanıklıktan doğrudan REM uykusuna geçiş görülebilir.

 

Yaşlılarda uyku;

q     Uyku sırasında sık sık uyanmalar ve dış uyaranlara artan duyarlılıkla

karakterizedir.

q     Evre 4 nonREM uykusu azalır veya kaybolur.

q     Uykunun efektifliği azalır.

q     Gündüz uyuklamaları sıktır.

 

Uyku süresinin kişiden kişiye değişmekte olduğu ve bu sürenin 4 saat ile 11 saat arasında değiştiği bilinmektedir. Uyku süreleri genetik faktörlerin etkisi ile kişiden kişiye değişir. Doğuştan itibaren belirlenmiş olan bu süreyi belli limitler dışında değiştirmek mümkün olmamaktadır. Daha kısa süreli uyku ile yetinenler ile daha uzun uyku gereksinimi olan kişilerin uykularının yapısı birbirinden farklılıklar göstermektedir. Kısa uyuyanlar daha yoğun olarak derin yavaş uyku ve REM döneminden oluşan bir uyku uyumaktadırlar. Gece içi uyanıklık sayısı ve 2. faz oranı bu tür insanlarda azalmıştır. Dolayısı ile kısa süreli, ancak daha etkin bir uyku uyudukları söylenebilir. Uzun uyuyanlar ise asıl uyku olarak adlandırılan derin yavaş uyku ve REM dönemlerini kısa uyuyanlar kadar uyuyup, onlardan farklı olarak uykunun yüzeyel fazlarını (1.ve 2. faz) daha uzun uyurlar. Gece içinde, özellikle de sabaha karşı sık sık uyanıp, yeniden uykuya dalarlar. Uyku süreleri uzun olduğu halde, bu insanlar etkin olmayan bir uyku uyurlar.

Benzer şekilde, bazı insanlar erken yatıp erken kalkma eğilimindeyken (tavuklar), bazıları geç yatıp geç kalkma eğilimindedir (baykuşlar). Hafta içi günlerde, sosyal hayatın getirdiği zorunluluklar nedeniyle belirgin olarak gözlenemeyen bu özellik, hafta sonları, belli saatlerde yatma ve kalkma zorunluluğu ortadan kalktığında net olarak gözlenmektedir. Uyku süreleri gibi uyuma ve uyanma saatlerinin de genetik olarak belirlenmiş özelliklerimiz olduğu bilinmektedir. Sabah tipleri, tatil günleri de akşam erkenden yatıp, ertesi gün de hiçbir zorunluluk olmadığı halde erken saatte uyanmktadırlar. Akşam tipleri ise cumartesi günleri geç saatlere kadar uyumamakta, pazar günü de öğlene kadar uyumaktadırlar. Sınav dönemi gibi yoğun çalışmayı gerektiren günlerde sabah tipleri erken kalkıp çalışmayı tercih ettikleri halde, akşam tipleri gece geç saatlere kadar uyanık kalarak çalışmayı tercih etmektedirler.

Uykunun nöronal mekanizmaları ile ilgili çalışmalar son yıllarda hız kazanmış ve beyinde uyku ile ilgili merkezler ve yine uykuda rol oynayabilecek pek çok nörotransmitter saptanmıştır. Bununla birlikte, uyku nörofizyolojisi konusundaki en önemli saptamalardan biri, hiç kuşkusuz, Moruzzi’nin klasik deneyleri sonucunda, uykunun basitçe retiküler aktivatör sistemin gün boyu yorularak inaktif hale geçmesi sonucu gelişen pasif bir olay olmadığının belirlenmesidir. Beyin sapının midpontil düzeyde kesilerek kaudal kısmının uzaklaştırıldığı bu deneyler sonucunda, beyin sapının midpontil düzleminin alt kısmında kalan inhibitör alanların aktivitesinin uykuya neden olduğu gösterilmiş ve günümüzde de kabul gören “aktif uyku teorisi” ortaya atılmıştır.

 

Kaynaklar:

“Uyku uyuyamamak mı uyanamamak mı”. Prof. Dr. Hakan Kaynak, Doğan Kitapçılık A.Ş. 2003.

“Basics of Sleep Behavior”. www.sleephomepages.org/sleepsyllabus

“Uyku Hakkında Genel Bilgiler”. Türk Uyku Araştırmaları Derneği. www.tsrs.org.tr

 

 

 

 


 

.SAĞLIKLI UYKU
UYKUDA SOLUNUM BOZUKLUKLARI
UYKU BOZUKLUKLARI
UYKU LABORATUVARI
BASINDA UYKU
LİNKLER.