Bugünün Tarihi:
 
Sık Kullanılanlara Ekle

 DERS NOTLARI 004:

< ANASAYFA      

 

  

  

BASİT HORLAMA VE ÜST SOLUNUM YOLU REZİSTANS SENDROMU (UARS)         

 

                                                   Prof. Dr. Esra UZASLAN

                                                                                  Uz Dr Beril BAHADIR ERDOĞAN

BASİT HORLAMA

 

Ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda ortaya çıkan gürültü biçiminde ki sese horlama denir. Horlama, ciddi bir toplum sağlığı sorunudur. Boşanmaya kadar gidebilen aile içi

bir sorun olabilmekte ve kişinin çevre ile uyumunu bozmaktadır. Erişkin insanların yaklaşık 45'i horlar. Bu şikayet %25’inde sürekli bir haldedir. Horlama, erkeklerde ve şişman kişilerde daha sık olmakla birlikte, her insanda görülebilir ve yaşla birlikte her geçen gün artar. Horlama sesi, uvula (küçük dil), yumuşak damak ve farenksin yumuşak dokularının vibrasyonu ile ortaya çıkar. Her hastanın karekteristik özellikleri farklı olduğu için hastalarda horlamanın ortaya çıkış noktası farklıdır. Dilin arkası ve yumuşak damak ve küçük dilin olduğu kısmın genizle birleştiği bölge kendiliğinden daralabilen bir bölgedir. Bunlar birbirleri üstüne geldiğinde solunumla birlikte titreşmekte ve horlama ortaya çıkmaktadır.

Horlayan bir kişide aşağıdaki problemlerden en az biri mevcuttur.

1. Dil ve boğaz kasları gerginliği azalmıştır. Gevşek kaslar sırt üstü yatınca dilin boğaz

arkasına doğru kaymasına engel olamaz. Bu olay bazı insanlarda uykunun derin fazında gevşemeye bağlı olarak veya alkol ya da ilaç alarak gevşemiş birinin uykusunda kas kontrolünün kaybolması ile ortaya çıkar ve horlama neden olur.

2. Boğazdaki dokuların aşırı büyük olması. Büyük bademcik ve geniz eti çocuklarda en

sık rastlanan horlama nedenidir. Şişman insanlarda kalın boyun dokusu ayrıca kist ve tümörlerde nadir olarak bu yolla horlama yapabilmektedir.

3. Yumuşak damak ve küçük dilin aşırı sarkık ve uzun olması boğaza doğru hava yolunu

Daraltır ve horlamaya neden olur.

4. Burun tıkanıklığı olan kişi havayı almak için genizde aşırı vakum yaratır. Bu vakum

boğazda kollabe olabilen dokuları hava yoluna doğru çeker. Böylelikle burun açık iken horlamayan kişide horlama görülmeye baslar. Bu durum neden bazı insanların neden sadece allerjik dönemlerde veya grip, sinüzit olduğu zamanlarda horladığını izah etmektedir. Burun deformasyonları bu tip burun tıkanıklığı nedenleri olarak bilinir. Deviasyon burun orta bölmesinin yan taraflara tasması olarak tanımlanır. Burun içi deformasyonları içinde en sık rastlanılanıdır.

Horlama yol açtıgı sosyal sorunlar yanında obstrüktif uyku apne sendromu (OSAS) ve üst

solunum yolu rezistans sendromu (UARS)’nun bir bulgusu olabilir.

kullanılan yararlı parametrelerdir. Horlama hastalarının tanısında polisomnografik tetkik ve üst solunum yollarının incelenmesi önemlidir. Ancak her horlayan olguda uyku incelemesinin yapılması hala tartışmalı bir konudur. Sadece horlaması olan olgularda obstrüktif uyku apne sendromu görülme olasılığı %9.4 iken, horlama + tanıklı apne olanlarda %33.3, horlama+tanıklı apne+gündüz aşırı uykululuğu olanlarda %87.5‘tur.

Horlamanın yanında aşırı gün içi uykuya eğilim, tanıklı apne, obezite (boyun ölçümünün yüksek olması) ve damarsal bir hastalığın bulunması durumunda uyku çalışması önerilmektedir. Üst solunum yollarının değerlendirilmesinde ise detaylı fizik muayene, ve sefalometri, BT, MRI gibi tetkikler yapılmaktadır. “Basit horlama tanısı” ancak OSAS ve UARS tanılarının dışlanması ile konulur.

TEDAVİ

Hasta ve yatak arkadaşı ile görüşülüp uygun tedavinin planlanması gerekir. Medikal tedaviler ve cerrahi etkin ve tercih edilir görünmektedir. Kilo verilmesi, yatıs pozisyonunu düzeltilmesi, alkol ve sigaranın kesilmesi v.s önerilmektedir. Ancak cerrahi tedavilerin başarısı daha yüksektir. Cerrahi yöntemlerde amaç aşırı derecede hareket edip ses oluşturan damağın ve küçük dilin gerginliğinin arttırılarak hareketinin azaltılması, horlamaya yol açan anatomik bozuklukların düzeltilmesidir. Horlama tedavisi için uygulanan UPPP ameliyatı %70-90 basarı sağlamasına karsın ameliyatın hasta açısından zorluğu ve yol açtığı riskler nedeniyle başka teknikler geliştirilmiştir. Bugün için en sık kullanılan cerrahi yöntem “radyofrekans yöntemi” dir. Bu ameliyatta; damak dokusu içine girilerek radyofrekans dalgaları verilmek suretiyle damakta bir miktar gerilme amaçlanmaktadır. Uygulanması basit olan bu yöntemde genellikle 2-3 seans gerekmektedir. Basarı oranı %50’nin üzerinde olan bu yöntemde hasta uyumu oldukça iyidir. Bunun yanında ilaç injeksiyonuyla damak gerilmesi (injection snoreplasty) girisiminde damak dokusu içine dokuları sertlestiren bir ilaç verilir. Radyofrekans yöntemiyle hemen hemen benzer sonuçları veren bu yöntemin avantajı daha kolay ve ucuz olmasıdır.

  Resmin üzerini tıklayın ☻

 

ÜST SOLUNUM YOLU REZİSTANS SENDROMU (UARS)   

         

 

Üst solunum yolu rezistansı sendromu (UARS=Upper Airway Resistance Syndrome), apne ve/veya hipopneye yol açmadan, üst solunum yolunda rezistans artışı sonucu, toraks içi başınçta belirgin artışa yol açan ve sonunda kısa süreli, sık tekrarlayan arousallarla sonlanan, gündüz aşırı uyku hali ile karakterize bir durumdur.

Uyku merkezlerine horlama ve gündüz aşırı uyku hali (GAUH) ile başvuran hastaların % 10-

15’inde UARS olduğu bildirilmektedir. Sendrom erkek ve kadın erişkinde eşit oranda görülür Çocuklarda daha sıktır. OSAS hastalarının aksine UARS hastaları tipik olarak zayıftırlar ve ortalama BMI <25 kg/m² dir. Aynı zamanda bu hastalar OSAS’lı olgulardan daha genç lgulardır. Üst solunum yolu anomalileri sıktır.

En belirgin semptomları gündüz aşırı uyku hali ve yorgunluktur. Horlama tüm olgularda görülmemektedir ve olguların sadece % 10-15’I düzenli horlama görülür. %2-5’inin hiç horlamadıkları gösterilmiştir. Bu hastalarda gündüz aşırı uyku eğilimi, hipertansiyon, taşipne, aritmiler, kişilik ve davranış değişiklikleri sık görülen bir klinik durumlardır. Yine bu kişilerde sabah baş ağrıları, insomni, bruksizm, irritabl barsak sendromu gibi somatik semptomlar de sıktır. Gündüz aşırı uyku eğilimi temelinde hastanın gece tekrarlayan sık arousalları sorumlu tutulmaktadır Çocuklarda sık horlama, uykuda huzursuzluk, terleme, davranış bozuklukları, okulda başarısızlık en belirgin yakınmalardır. Çoçukta tonsil hipertrofisi ve adenoid vegetasyon

varsa , bunların cerrahi olarak düzeltilmesi sonucu olay geriler.

UARS’nin kesin tanısı için altın standart teknik, “özofagus basıncının (Pes)” gece boyunca izlenmesidir. Azalan özofageal basınç, artmış ÜSY direncinin neden olduğu, solunumsal arousalın en erken göstergesidir. Ancak uyku kalitesini bozması, invaziv bir işlem olması ve özofageal guide konulmasını gerektirmesi nedeniyle pek çok laboratuarda kullanılmamaktadır. Solunum çabasında artışla birlikte, özofageal basınçta progressif olarak negatifleşen bir dalgalanma gözlenir ve bu dalgalanma aniden başlangıç düzeyine yükselerek sonlanır. Genel

olarak -10 cm H2O’dan daha negatif basınçlar patolojik olarak kabul edilmektedir. Apne-hipopnesi olmayan hastada, negatif plevral basınç dalgalanmalarının sayısının saatte 10’un

üzerinde olması ve EEG’de sık arousal saptanması UARS tanısı koydurur. UARS tanısında kullanılan diğer noninvaziv tetkikler şunlardır.

            1-Solunumsal Kas Yüzey EMG’si

2-Torasik ve Abdominal Çabanın (RERA) Ölçümü

3-nspiratuar Akım Kontürü

4-Üst Solunum Yolu impedansı

5-Pulse Transit Time (PTT)

6-Faz Açısı

7-Sistolik Kan Basıncı Profili

 

Üst solunum yolu rezistansı sendromu tanı kriterleri

Majör Kriterler

1. Gündüz aşırı uyku hali

2. Artmış solunum çabası ile ilişkili solunumsal arousal indeksinde (RERA) artma

3. Apne-hipopne indeksi (AHİ) <5

Minör Kriterler

1. Horlama

2. EEG arousalı öncesi horlama yoğunluğunda artış

3. Kısa süreli nazal CPAP tedavisi sonrası klinik düzelmenin olması

 

TEDAVİ

Tedavisinde amaç artmış ÜSY rezistansını normale döndürerek semptomları düzeltmek, yaşam kalitesini arttırmak ve hastalığın morbidite ve mortalitesini azaltmaktır. OSAS tedavisinde uygulanan genel önlemler ve tedaviler UARS tedavisi için de geçerlidir.

1.Genel önlemler

Tedavide ilk basamak, kilo verme ve yatış pozisyonunun düzeltilmesidir. Eşlik eden hastalıklar

tedavi edilmeli ve GAUH nedeniyle hastalar trafik ve iş kazaları konusunda uyarılmalıdır.

2.Ağıziçi araç tedavisi

Dental maloklüzyonlar UARS’li olgularda sıktır. Bu nedenle, OSAS tedavisinde kullanılan ağız içi araçlar (AİA) UARS tedavisinde de denenmektedir. Özellikle mandibulayı öne ilerleten AİA’lar artmış ÜSY rezistansını azaltmada önemli etkinliğe sahiptir. Ağız içi araçların hasta uyumu iyi ve morbiditesi düşüktür.

3.CPAP tedavisi

OSAS’da olduğu gibi UARS’nin gerçek tedavisi de CPAP’la olmaktadır. CPAP tedavisi ile UARS semptomlarının kısa sürede gerilediği, bunun da tanıda yardımcı bir bulgu olduğu bildirilmektedir. UARS’li olgularda etkili CPAP basıncı, ciddi obstrüktif paternde gereken basınca oranla çok daha düşüktür. CPAP tedavisi ile GAUH tamamen gerilemektedir. UARS’li hastalarda mevcut olan borderline hipertansiyonun CPAP tedavisi ile kontrol altına alındığı gösterilmiştir.

 

 

 

Copyright: UykuBozuklugu.com 2005-2006 Tasarım: Dr.Rıza Eröksüz İçerik&Düzenleme: Prof.Dr.Mehmet Karadağ